add-circle-outlineaddarrow-downarrow-leftarrow-rightarrow-upbookmark-filledbookmarkcancelcaret-rightchat-bubblecheck-circlecheckcheckbox-marked-circle-outlinechef-hatcircle-filledclocheclosecloud-uploadcoffeecomment-question-outlinecomment-write-outlinecookieediteventexitfacebookfoodfrying-panheart-filledheart-outlinehelp-outlineinfo-outlineinfoinstagramkey-pointkeyboard-arrow-downkeyboard-arrow-leftkeyboard-arrow-rightkeyboard-arrow-upkisik-atesloading-3-quarterslocation-pin-filledlocation-pinmapmenumore-horizmore-vertnotifications-outlineperson-addpersonpicturequestionquote-leftquote-rightreciperemovereplyschedulesearchsettingssharestartwitterverifiedvideocamwarningyoutube-play
Blog

Evvel Zaman İçinde... Hilal Görünmeden, Ramazan Başlamazdı!

Nerede o eski ramazanlar, nerede eski adetler...

Evvel Zaman İçinde... Hilal Görünmeden, Ramazan Başlamazdı!
Paylaş

ESKİ RAMAZANLAR

ESKİ ADETLER

Ramazan ayının başlangıç ve bitişini, Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu tespit etmek İstanbul Kadısı'nın göreviydi ve kadının görevlendirdiği memurlar minarelerde hilali gözetlerdi. Hilali gördüklerinde şahitleriyle birlikte kadının huzuruna çıkılır ve mahkeme kurulur, hilali görenler 'Şu saatte gördüm. Bu gece ramazanın başlangıcıdır. Şahadet ederim' dedikten sonra şahitlerin de ifadeleri ile durum kesinleşince ramazan ayı başlamış olurdu. Tüm bu olan bitenler gizlilik içinde yapılır, ramazan kesinleşince mahkeme kapısında bekleyen mahyacılar çağırılır ve onların sayesinde ramazanın başladığı, halka duyurulurdu.

Ramazan Hazırlıkları

Tüm İslam aleminde ve Osmanlı ülkesinde ramazan ayına çok önem verilirdi. Mübarek üç aylara girildiğinde evlerde hazırlık ve tedarik başlar, imkanları nispetinde herkes peynirler, zeytinler, reçeller, sucuklar, şerbetlik şekerler, şuruplar ve hoşaflıkların yanı sıra güllaç ve çorbalık bakliyatları yavaş yavaş evlerinin kilerlerine yüklerdi. Ayrıca mutfakta kullanılan sahan, tencere, sini gibi bakır kapların hepsi kalaylanır, varsa sofranın eksikleri giderilirdi.

Ramazanda kullanmak üzere zarif kahve fincanları, su bardakları, kıymetli kaşıklar alınır, çocukların hoşuna gitsin diye sapı düdüklü kaşıklar mutlaka tedarik edilirdi.

Çarşı pazarlarda bakkallar, dükkanların içine ve önüne demet demet renkli bağlarla bağlanmış kuru sebzeler, güllaçlar, sucuklar, pastırmalar asar ve her türlü erzaklarını teşhir ederdi. Şekerci dükkanlarında türlü türlü reçel numuneleri birer ufak kap içine konulup tattırılır, dükkanlarda envai çeşit şerbetlik ve şerbet şekerleri bulunurdu.

Aktarlarda çorbalara ekmek için çeşitli baharatlar, Kur’an-ı Kerim okunurken yakmak üzere ödağacı, amber kabuğu gibi buhurlar, tablalar üzerinde ağzı pamukla kapatılmış olan küçük şişeler içinde bumbar denen yemekle beraber yenen hardallar, iftarda oruç bozmak için hurma ile çeşit çeşit, renk renk şekerler bulunurdu.

Cami kapılarının dışında tablalarda çeşit çeşit simitler, çörekler, en ala ramazan pideleri yer alırdı. Hali vakti yerinde olanların hısım ve akrabaya, konu komşuya ramazanlık göndermesi çok çok eski adettendi.

Sıcak ramazanlar için kar ve buz vakıfları

Osmanlı'da hayırseverler tarafından kurulmuş kar ve buz vakıfları vardı. Bu vakıflar yaz aylarında dağlardan şehre kar ve buz getirir ve ücretsiz olarak halka dağıtırdı. Vakıfların zaman zaman bu kar ve buzları şerbet yaparak halka dağıttığı da olurdu.

Osmanlı'da yaz aylarında kar ve buz dağıtmak hayır olarak sayıldığından vakıf kurma gücü olmayan bazı hayırseverler bütçelerine göre karcı esnafına sipariş verir ve bunları dağıttırırdı. Buna da ''kar üleştirmek'' adı verilirdi.

Sıcak yaz aylarında çalışan işçilere kar dağıtmanın sevap olduğu düşünüldüğünden, Anadolu'nun her sıcak yöresinde kar dağıtılır ve buna da ''kar hayrı'' denilirdi. Hatta 1663 yılında çeşmelerin suyunu soğutmak için Hatice Sultan Vakfı kurulmuştur. Bu vakıf yaz aylarına denk gelen ramazan ayında teravih namazından çıkan halka kar konulmuş ballı şerbet dağıtırdı.

Yardımlar

Osmanlılar zamanında ramazan günlerinde tebdil-i kıyafet ile hali vakti yerinde bazı kimseler hiç tanımadıkları semtlerdeki bakkal, kasap, manav, fırın vb. dükkanlara gider, onlardan Zimem (borç) defterlerini isterlerdi. Herhangi birkaç sayfadan rastgele seçip, sayfaların toplamını yaptırıp, miktarını ödedikten sonra; ''Bu borçları silin, Allah kabul etsin!'' der, kendilerini tanıtmadan çeker giderlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu asla bilmezdi. Gizli verilen nafile sadakanın, açıktan verilen nafile sadakadan yetmiş kat daha sevap olduğunu bilen zevat, yardımlarını mümkün olduğunca gizliden yapmaya gayret gösterir, ecdadımız sağ ile verdiğini, sol elinden bile gizler, yaptıkları iyilikleri unutur giderlerdi...

Ziyaretler

Ramazan adetlerinden biri de cami ve kabir ziyaretleridir. Envai camide teravih kılmak ve cami cami gezmek, Mevlevihane, dergah, türbe ve kutsal emanetleri ziyaret etmek, tekkelerde iftar açmak, ramazanın ilk cumasını Ayasofya, ikinci cumasını Eyüp Sultan, üçüncü cumasını Süleymaniye Camileri'nde eda etmek, bu ziyaret adetlerinin en mühimleriydi.

SEYAHATNAMELERDE RAMAZAN

İbn-i Battuta

'Büyük Dünya Seyahatnamesi'

Bir ramazan ayını Bilâd-ı Rûm'un ileri gelenlerinden iyi huylu bir sultan olarak nitelendirdiği Eğridir Sultanı İs-hak Bey'in yanında geçiren İbn-i Battuta, Türklerin o yıllardaki ramazan gelenekleri ve ramazan sofraları için şunları yazmış;

''Derken iftar zamanı girer ve art arda yöresel yemekler getirilirdi. Önce üzerinde yağlı ve şekerli mercimek bulunan, küçük tabaklara konulmuş birer tiritle iftar açılırdı. Bunlar teberrüken önce tirit yerler ve 'Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem tiridi diğer yemeklerden üstün tutmuş olduğundan, biz de ona uyarak yemeğe tiritle başlarız' derler. Bundan sonra diğer yemekleri getirirlerdi. Ramazan boyunca değişik Türk şehirlerini gezerken, istisnasız her yerdeki iftarlarda bu sofra düzeninin geçerli olduğunu gözledim.''

Alman gezgin Dernchwam / 1555

Ramazan ayının bittiğini gösteren bayram üç gün sürerdi. Sultan bir bayramda İstanbul'da olursa birçok eğlence düzenlenirdi. Jonglörler, kılıç dansçıları, akrobatlar, ip cambazları ve öteki hüner sahibi göstericiler gösteriler düzenlerdi. Karşılıklı ziyaretler yapılır, önemli insanlara saygılar sunulur, değerli armağanlar verilirdi. Davulcu, zurnacı ve diğer müzisyenler ev ev dolaşıp para toplardı.

Bayramın ilk günü sabah, önce Sultan'ın sonra paşaların eli öpülmeye gidilir ve ziyarete gelenlere yiyecek dağıtılırdı. Denize kadırgalar indirilir, Kağıthane'den top atışı yapılır, kadırgalar Beşiktaş'a kadar gidip geri dönerdi. Şehirde her yerde müzik ve şarkı vardı. Hemen hemen her sokakta salıncaklar kurulur, sallananlar, sallayan gençlere birkaç akçe verir, gençler de onlara gül suyu veya portakal çiçeği suyu ikram ederlerdi.

Alman din bilimci Gerlach / 1575

Gerlach, ramazan bitince minareleri aydınlatan tüm kandillerin kaldırıldığını, Şeker Bayramı'ndan önceki gece insanların alışveriş yaptığını yazmış. “Bayram süresince insanlar en iyi giysilerini giyer, yürüyerek ya da arabayla gezintiye çıkılır, akrabalar ziyaret edilirdi.

En popüler eğlenceler salıncak ve dönme dolaba binmekti. Ramazanda Müslümanlar her zaman yediklerini yer, özel perhiz uygulamazlardı. Ramazan Bayramı'nda sayısız koyun kesilir, et fakirlere dağıtılırdı. Ayrıca ekmek ve para da dağıtılır, hastaların ziyaretine gidilir, öksüzlere yardım edilir, ölmüş yakınların mezarı ziyaret edilirdi. Bayramın ilk gününde bayramlaşılır, geçmişteki kırgınlıkların unutulması istenildiğinden barışılırdı.''

Edmondo De Amicis / 1874

Ramazan ayı başlamadan evvel halkın bu ayı daha rahat ve huzurlu bir şekilde geçirmesi için hükümet tara-fından bazı tembihnâmeler neşredilirdi. Bunlar, bazı kuralları içeren bir nevi yönetmeliklerdi. Ramazan günleri ve gecelerinde bu aya hürmeten evlerin, sokakların ve dükkanların temizliğine itina gösterilmesi, padişahın şehri ziyaretleri sırasında ahalinin nasıl davranacağı, sosyal hayatın düzenini bozacak hareketlerden ve tavırlardan kaçınılması, bu tembihnamelerle açık bir şekilde halka duyurulurdu.

H.G. Dwight / 1913

Güneş gökyüzünde olduğu sürece gerçek müminlerin dudakları arasından hiçbir yiyecek veya içecek maddesi geçmez. Bir sigaranın tatlı avuntusuna bile müsaade edilmez. Ancak güneşin batışını haber veren topun ateşlenmesinden, bir beyaz saç telinin siyahından ayırt edilebildiği aydınlığa kadar yiyip içilir. Ramazanda güneş ufka doğru yaklaştıkça ışıklar yakılır, masalar kurulur, ekmekler bölünür, sular doldurulur, sigaralar hazırlanır, yemeğe başlama beklentisi içinde eller ağza giden yolun yarısına kadar kaldırılır. Gün boyu süren bu perhizin bozulduğu an, ''iftar'' olarak adlandırılır.

Ramazan ayınızın bereketli, huzurlu ve bir arada geçmesi temennisi ile…

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah

Yorumlar (3)

Nilgün Civan
03.05.2019

Bu güzel yazı için Teşekkür ederiz

BAŞAK BİRDAL
03.05.2019

Gerçekten nitelikli bir içerik; elinize emeğinize sağlık 👍

Muhammed Can Şaşkın

Emeğinize sağlık 👏

Yorum Yaz
Yorum bırakmak için önce giriş yapın

Benzer Yazılar

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah
5 TL’nin Altında Yiyebileceğiniz En İyi 5 Yemek

Sürekli yemek yemek için seyahat ediyorum hem de hiç durmadan…

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah
Afrika'ya Giriş - Yahut Zanzibar

Bir Afrikalı'nın altınlarını çalabilirisin, toprağını alabilirsin, onu satabilirsin lakin mutluluğunu, gülümsemesini, samimiyetini alamazsın!

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah
Anadolu'nun En İyi Lokantaları

Hafızalarınıza yer edecek önemli lokantalar.