add-circle-outlineaddarrow-downarrow-leftarrow-rightarrow-upcancelcaret-rightchat-bubblecheck-circlecheckcheckbox-marked-circle-outlinechef-hatcircle-filledclocheclosecloud-uploadcomment-question-outlinecomment-write-outlinecookieediteventexitfacebookfoodfrying-panheart-filledheart-outlinehelp-outlineinfo-outlineinfoinstagramkey-pointkeyboard-arrow-downkeyboard-arrow-leftkeyboard-arrow-rightkeyboard-arrow-upkisik-atesloading-3-quarterslocation-pin-filledlocation-pinmapmenumore-horizmore-vertnotifications-outlineperson-addpersonpicturequote-leftquote-rightrecipereplyschedulesearchsettingssharestartwitterverifiedvideocamwarningyoutube-play
Blog

Aşure'nin Tarihçesi

Aşure haftasının gelmesi ve aşure tariflerinin araştırıldığı bu günlerde, biraz aşurenin tarihçesine değinelim istedim. Sizin

Aşure'nin Tarihçesi
Paylaş

Aşure haftasının gelmesi ve aşure tariflerinin araştırıldığı bu günlerde, biraz aşurenin tarihçesine değinelim istedim. Sizin için çeşitli kaynaklardan aşurenin tarihi ile ilgili bilgiler derledim.

Aşurenin tarihine baktığımızda çıkış noktasının, Nuh’un bindiği geminin büyük tufan bitip sular çekilince bugünkü Cudi Dağı’na oturduğu, kurtulanların ise gemide kalan erzakla “selamet çorbası” pişirmesine dayandığını görüyoruz.

Her sene Muharrem ayının 10. gününde kutlamalarına başlayan ve bereket inancıyla da büyük bir bağlantısı olan aşure, sadece ülkemizde değil; değişik şekillerde de olsa farklı birçok toplumda kendine yer bulmuştur. Hatta birçok kültürde paylaşım ortamının oluşmasına da vesile olmuştur.

Farklı Kaynaklardan Aşurenin Tarihine İlişkin Bilgiler

Priscilla Mary Işın’ın Osmanlı Mutfak Sözlüğü kitabında aşure şu sözlerle anlatılmıştır:

“Aşure, haşlanmış buğday tanelerinden yapılan bir tatlıdır. Aşurenin kökeni tarımabaşlanan ilk döneme kadar iner. Kutsal sayılan bu yiyeceğin berekete dair inançlarla yakın bir bağlantısı vardır.

Aşure, buğday kültürü ile birlikte Mezopotamya’dan yayılmıştır. Bu yüzden Çin’den İngiltere’ye kadar dünyanın birçok ülkesinde aşure benzeri, bayram veya yeni yıl yemeklerine rastlanır.

Yılın ilk ayı olan Muharrem’in onuncu günü olan âşûrâ, İslam öncesi kutsal sayılarak, o gün yenilen buğday yemeğine adını vermişti. İslam’ın ortaya çıkmasıyla birlikte aşure yeni anlamlar kazandı. Şiîler o gün Kerbela’da öldürülen Hüseyin için yas yemeği olarak, Sünnîler de Adem’in tövbesinin kabul edilmesi, İbrahim’in ateşten kurtulması, Yakup’un oğlu Yusuf’la buluşması ve Nuh’un gemisinin Cudi dağına oturması gibi çeşitli olaylara dayandırarak aşure yapma geleneğini sürdürdüler.

Türkiye’de Aşure, buğdaydan başka çeşitli tahıl, bakliyat ve kuruyemişlerle yapılır. Genellikle tatlı olarak yapılsa da bazı yörelerde etli veya tuzlu türlerine de rastlanır. Aşure dağıtmak ise toplumun her kesiminde önemli bir gelenektir.”

Şemsettin Sami’nin Kâmûs-ı Türkî isimli kitabında ise;

“Aşûrâ yahut aşûrâ
1- Muharrem ayının onuncu günü ki kable’l İslâm dahi resmi bir gündü. (İslam öncesi dahi bilinen, kutlanan bir gündü.)
2- Yevm-i mezkûrde pişirilip dağıtılması mu’tâd olan maruf bir tatlı ki, (bahsedilen günde –Muharrem ayının onuncu günü- pişirilip dağıtılması adetten olan bir tatlıdır ki), dövülmüş buğdayla meyve ve huhubâtın ekserisinden birer miktar karıştırmakla yapılır.” şeklinde Aşure kendine yer bulmuştur.

Her evde farklı malzemeler ve farklı yöntemlerle yapılan aşurenin insanları bir araya getiren bir özelliği olduğunu söylersek yanlış olmayacaktır. Eldeki malzemelerle yapılan, bereket getirdiğine inanılan ve kase kase paylaşılan aşure; farklı coğrafyalarda farklı kültürlerde günümüze kadar ulaşabilmiş bir lezzettir."

Vikipedi’de aşure tarifi ve tarifiyle ilgili şu bilgiler yer almaktadır:

“Aşure, Hicri takvime göre Muharrem ayının onuncu günü yapılan tatlıdır. İslami inanca göre Muharrem ayının onuncu günü, Nuh peygamber Büyük Tufan'dan sonra karaya ayak bastığında, elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı yapmıştır. Temel olarak su, buğday, nohut, toz şeker, fasulye, pirinç kullanılarak yapılır. Süsleme amacı ile ceviz, çam fıstığı, badem, nar, susam ve tarçın gibi kuruyemiş, meyve ve baharatlar kullanılır.

Aşure, Arapça "aşu:re" kelimesinden gelmektedir.Ermeni ve Rum kültüründe de vardır. Ermeniler, 6 Ocak'ta "anuş-abur" yaparken; Rumlar, buğday, kuru üzüm ve bal ile yaptıkları "koliva"yı kilise kapısında dağıtıp ortasına bir mum diktikleri bir tabakla mezarın başına yerleştirmektedirler.

Alevi kültüründe, Kerbela Savaşı'nda Hüseyin'in öldürüldüğü günde aşure pişirilmesi ile aşurenin hiçbir hayvansal ürün içermemesi arasında bağlantı kurulur ve şiddetin genel olarak protesto edildiği ifade edilir. Aşure tarifi hiçbir hayvansal ürün içermemesi itibariyle vegandır. Aleviler, her sene aşurelerini pişirip konu komşu ile paylaştıkları Muharrem ayında 12 gün boyunca etin tüketilmediği bir oruç tutarak öldürmenin her türlüsünün (besin için kesilen hayvan dahil) şiddet olduğunu idrak ederler."

Peki “aşure” ne anlama gelir?

“Aşure, (Aşura) Arapça’da 10 manasına gelen "aşara" kelimesinden türemiştir. Sözcüğün Sâmî diller arasında ortak bir sözcük olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, sözcük (ve gün) Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır.

Bunun dışında Aşure Günü'nde gerçekleştiğine inanılan dini açıdan önemli bazı rivayetler bulunmaktadır. Bunlar;
-Adem'in işlediği günâhtan sonra tövbesinin kabul edilmesi,
-İdris'in diri olarak göğe yükseltilmesi,
-Nuh'un gemisinin tufandan kurtulması,
-İbrahim'in ateşte yanmaması,
-Yakup'un oğlu Yusuf'a kavuşması,
-Eyyub’un hastalıklarının iyileşmesi,
-Musa’nın Kızıldeniz'den geçip İsrailoğulları'nı firavundan kurtarması,
-Yunus’un balığın karnından çıkması,
-İsa'nın doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesidir.

Bu olaylar saygın hadis kitaplarının hemen hepsinde geçmektedir. Musevilerin de bu günü oruçla geçirdikleri, İslam peygamberi Muhammed bin Abdullah’ın bu günde oruç tutmayı tavsiye ettiği, Yahudilere benzememek açısından orucun Aşure günü ile bir gün öncesi veya bir gün sonrası ilâve edilerek tutulması gerektiğine inanılır.”

Farklı Tarihi Kaynaklardan Aşure Tarifleri


Muharrem Aşuresi - Tatlıcıbaşı Hadiye Fahriye (1924)

“Muharrem ayında tabh olunan aşureye yedi, sekiz nevi hububat konulmak adettir. Onun için mesela fasulye, nohut, bakla, pirinç gibi harçları ihzar edip sonra pişirmeye başlamalıdır.

Evvel emirde yarım kıyye dövülmüş buğdayı büyükçe bir tencerenin içine koyarak üstüne üç okka kadar su doldurduktan sonra ateşe koymalı, ekseriya buğdayı akşamdan ateşe koyup o halde sabaha kadar bırakırlar. İlk ateşte kaynamaya başlayan buğday, ateş küllendikçe yavaş yavaş pişmeye devam ederek sabaha kadar mükemmelen pişmiş olur. Buğday suyu tehmil çeker, taneler çatlayıp lapa gibi olur.

Saniyen nohut, bakla ve fasulyeyi akşamdan suda ıslatıp sabahleyin kabuklarını çıkarmalı ve badehu ayrı ayrı yumuşayıncaya kadar pişirmeli. Sonra pişmiş buğdayı diğer bir kaba alarak üstüne lüzumu kadar su ilave edip karıştırarak sulandırmalı. Badehu pirinç ve şekerini bir miktar razaki ile birkaç tane kuru hurmayı koyarak ateşe vazetmeli. Bir taşım kaynayınca diğer harçları bakla, nohut, fasulye koyarak karıştıra karıştıra pişirmeli. Aşure helmelenmeye ve ilik gibi olmaya başlayınca aşurenin miktarına göre on, on beş dirhem nişastayı ılık suda ezerek içine döktükten sonra karıştıra karıştıra yine bir taşım kaynatmalı. O sırada gül yağı, misk, gül suyu gibi bir şey de ilave eyleyip ateşten indirilmeli. Kaselere ve tabaklara tevzi edip üstüne de fındık, fıstık, badem, ceviz ve kuşüzümü gibi şeyler dizmeli.”

Melceü’t-Tabbâhîn, Mehmet Kâmil Aşure (1844)

“Tarîk-i tabhı: Matlûbü’l-mikdâr kabuğu çıkmış buğdayı ba’det-tathîr tencere içine koyub bolca su ile bir taşım kaynatub altına kömür tozu döküb az ateş ile beş on sâ’at terk itdikden sonra yine altına odun yakub kaynadıkda içine kaynamış fasulye ve bakla ve pirinc her ne murâd olunur ise ilâve ve tatlu olacak mikdârı asel veya şeker koyub bir taşım dahî kaynatub indireler. Eğer pek koyu olur ise bir mikdâr sıcak su ile alışdırub tabaklara vaz’birle üzerine kavrilmuş badem dizub tenâvül buyrula.Adisi budur.”

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum bulunmamaktadır.

Benzer Yazılar

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah
5 TL’nin Altında Yiyebileceğiniz En Gastronomik 5 Yemek

bakla ve nohut humusSürekli yemek yemek için seyahat ediyorum hem de hiç durmadan…elimde bir bilet

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah
Afrika'ya Giriş Yahut Zanzibar

AFRİKA’ya giriş yahut ZANZİBARBir Afrika'lının altınlarını çalabilirisin, toprağını alabilirsin, onu satabilirsin lakin, Mutluluğunu, gülümsemesini, samimiyetini

Ömür Akkor
Ömür AkkorYemek Araştırmacısı ve Seyyah
Anadolu’nun En İyi Lokantaları

Dıngıllıgül Lokantası / Iğdır Karakoyunlu17 yıllık bir doğu lokantası, sahibesi Leyla hanım da bence eşi